13 Eylül 2014 Cumartesi

                          4.Yıldıza Doğru

                                    2.adım Eskişehir

     Türk futbolunun unutulmaz isimleri olur.Her takımda vardır bunlardan.Adını duyunca "yeaa ne güzel oynuyordu değil mi?" ya da "şu maçta şunu yapmıştı"gibi kısıtlı şeylerle anılırlar o isimler.Birde Türk futbolunun "efsane" isimleri olur.Öyle bir iki maçta yaptıkları anlatılmaz,adı duyulunca amblem gelir akıllara,kulüp ambleminin yarısıdır o artık.Çünkü sadece sahada yaptıkları ile anılmamıştır onlar;yaşadıklarıyla,efendilikleriyle,insanlıklarıyla,saygıları ve sevgileriyle bütün kulüplerin mutlak saygılarını kazanmışlardır..Lefter gibi,Can Bartu gibi,"10" numara adam Metin Oktay gibi..."Taçsız Kral'ı",vefatının 23.yılında saygı ile anıyorum.Onun izinden giden,onun gibi aidiyet ortaya koyan,sorumluluk alan futbolcular kalmadı ne yazık ki..

     TFF'nin açıkladığı gerekçelerle vermiş olduğu seyircisiz oynama cezası bir skandal.Öncelikle stadın güvenliğinde bu organizasyonu düzenleyen TFF sorumludur.İçeri giren herkesin üstünü Galatasaray yöneticileri mi kontrol edecek?Fenerbahçe taraftarının olduğu tribünde bir şey atılmasını önleyici tedbirler alınmışken Galatasaray taraftarının olduğu bölüm neden es geçilmiş?Sezon başı talimatları değiştirip Fenerbahçe'nin almış olduğu seyircisiz oynama cezası ertelenip bir takım alenen kayırılırken,sezon başı "artık seyircisiz oynama cezası tarih oldu"diye televizyonlarda şov yaparken konu Galatasaray olunca "vurun abalıya"mantığıyla hareket etmenin izahı mümkün değil.Kararın gerekçesinde "kafaya isabet eden cisimlerde içtihat ile seyircisiz cezası verdik"diyerek skandal açıklama yapan,6 aylık hafızası bulunmayan,biatçı adamların yer aldığı TFF,geçen sezon Rize maçında Burak'ın suratına gelen çakıya ne ceza verdi acaba?Bu sezon bu kararları daha çok göreceğe benziyoruz.Galatasaray'ın Türkiye sınırları içinde gideceği bir yol kalmadı.Şikeyi,ırkçılığı,siyasetin futbola müdahalesini Avrupa da anlatmak zorunda artık.Galatasaray kimsenin uğraşabileceği,devirebileceği bir takım değildir!Seyircisiz maçı izlerken ben bile konsantre olamıyorum,sanki hazırlık maçı oynanıyormuş gibi geliyor.Emin olun dün taraftar stad da olsa idi sonuç çok farklı olurdu.Bunlarında amacı bu zaten;Galatasaray'a nasıl çelme takarız,nasıl engelleriz.. 
  
     Öncelikle,elinde Sneijderin,Musleran,Pandevin,Melon varsa bunlar senin vazgeçilmez oyuncuların olur;ilk önce bunları tahtaya yazarsın.Geri kalan kontenjanı hak edene verirsin.Hele ki Sneijder gibi bir oyuncun varsa bütün oyununu onun üzerinden oynaman,bütün topları onunla buluşturman,bütün atakları onun yönlendirmesini sağlaman gerek.Böyle başarıya doymayan,sürekli kovalayan adamların yanına ruhsuz ve futbol zekaları yetersiz adamlar koyarsan,adamı küstürebilirsin.Yakın zamandaki en önemli hedef Sneijder'in geçen seneki gibi takımı sahiplenmesini sağlamak olmalı.Prandelli'nin pivot santrafor yerine Pandev'i tercih etmesinin nedeni birazda bu bence.Hem Sneijder'e alan açacak,onunla paslaşacak bir akıl,hem Burak'ın sorununu tıpkı Drogba da olduğu gibi çözebilecek bir yardımcı forvet,hemde bu yabancı sınırı sebebiyle yedek kalmayı dert etmeyecek bir profesyonel.Galatasaray'ın gol sorununun çözümü bu 3 adamın uyum içinde oynamasında saklı.Yoksa takımın gol yeme sorunu zaten yok;geçen sene ligin en az gol yiyen takımıydı.Bu sene Chedjou'nun da mükemmel formu eklenince savunmada bir sorun kalmamış gibi gözüküyor.Madrid,Fenerbahçe,Bursa ve Eskişehir maçlarında gol yememesi-Muslera'nın da üstün katkılarıyla-bunun kanıtı.Chedjou,geldiği günden beri en önemli özelliğinin oyun kurması olduğu söylendi.Geçen sene yaşadığı bel sakatlıklarından dolayı istenilen seviyeye çıkamamıştı ancak bu sene tekrar eski formuna kavuşacağının sinyallerini veriyor.Defansif zaafların çözülmesi tek başına seni şampiyon yapmaz.Olsa olsa orta sıra takımı,beraberlik takımı olursun.Yani bir maçın 15.dakikasında taraftarın "ı-ıh bu maç sittin sene oynansa gol atamayız" diye düşünüyorsa ve buna rağmen işin sorumluları-özellikle futbolcular- maç esnasında bunu değiştirmek için bir çaba göstermiyorsa "neden abi neden?"diye sorulması lazım.Neden yani az mı para alıyorsunuz,sevgilinizle mi tartıştınız ne oluyor yani?Yine metal sıkıntı var sanki.Herkeste bir bıkmışlık,bir bitse de gitsek havası..Agresifliğin zerresi yok faul dahi yapmıyoruz öyle yumuşak bir oyun..Melo'yu böyle anlarda daha çok arıyoruz aslında.Takımın oyununa isyan eden,gerekirse set faul yapan,kavga çıkarıp takımı ateşlemeye çalışan bir adam.Tabi ki oda bir yere kadar.Diğerlerinin de artık silkelenip kendilerine gelmeleri şart.
    
    Galatasaray'ın bir diğer sorunu hızlı ve seri pas+temposuzluk gibi gözüküyor.Dzemaili ilk maçında aldığı topların %70'ini dikine oynayarak 2.bölgeden 3.bölgeye geçişleri kolaylaştırdı.Akıllı ve pas oyununa uygun bir yapısı var.Melo ile birbirlerini tamamlayacaklardır.Bence Galatasaray transferlerinde her zaman nokta atışı yapması lazım.Genç oyuncular için uygun bir ortam yok takımda.Telles gibi,Bruma gibi,Koray gibi potansiyeli yüksek gençler bu baskıların altında eziliyorlar.Bu tür oyuncuları kazanacaksanız sabır ve zaman gerekli;oda bizde yok şu an.Bir diğer potansiyeli yüksek adam Tarık..Alınmasının elzem olduğu bir gerçekti.4,75 milyon euro gibi Avrupa da astronomik sayılacak,içinde bulunulan şartlarda Türkiye için normal bir ücrete geldi.Kendinden beklentiler inanılmaz yüksek.Buda onun üzerinde ciddi bir baskı yaratacaktır.Eskişehir karşısında sol ayaklı olmamasına rağmen bence ileri-geri çok çalıştı;iyi bir oyun ortaya koydu.Tek dezavantajı sol ayakla orta yapamaması gibi;onun üzerinde çalışırsa yavaş yavaş kendini geliştirecektir.

    Galatasaray 4-3-2-1 dizilişiyle başladı maça.Yekta ortada,Selçuk sağda,Dzemaili solda,Sneijder solda,Bruma sağda,Burak tek forvet.Hemen söyleyeyim Burak tek forvet oy-na-maz;hele bu temposuz orta saha ile verim almanız imkansız.İlk geldiğinde bozuk olan kafa vuruşlarını bir ara düzeltmişti;şimdi yine eskiye döndü.Maçta 1 tane net kafa vuruşunu zamanlama hatası yüzünden sonuçlandıramadı..Ben ilk değişik hakkını 60 gibi Bruma-Pandev ile kullanacağını düşünüyordum hocanın;Umut'u tercih etmesine şaşırdım açıkçası;herhalde uzun zamandır oynatmadığı Umut'u kaybetmemek için,ona güvenini göstermek için oyun sıkışmışken kurtarıcı olarak onu soktu diye düşünüyorum.Yoksa Pandev'in dahil olaması daha iyi olurdu.En azından son 20 dakika Pandev,Burak ve Sneijder'i bir arada oynatmalıydı diye düşünüyorum.

    Ligimizdeki takımlar oynamayı değil daha çok oynatmamayı,11 kişiyle sahasına çekilip boş alan bırakmamayı,hızlı hücumlarla ya da duran toplarla gol bulmayı hedefliyor.2 sezondur Galatasaray bu kilidi açacak optimum hücumcularını bulamadı.Geçen sene tek başına Sneijder'in extra katkısı buna bir çözümdü ancak geçiçi..Şimdilik buna çözüm bulunulmuş görünmüyor.Sneijder'in geçen seneki formunu zorlaması,acil olarak Pandev'in takıma monte edilmesi,Burak ile birlikte bu üçlünün uyumu gol sorununun çözümü gibi görünüyor şimdilik.

    Salı günü Şampiyonlar Ligi nihayet başlıyor.İlk maç Ali Sami Yen de Anderlecht ile.Klasikleşmiş bir söz var,"Ligde Kocaeli'nden beş yer,gider Real Madrid'i yener Galatasaray" diye.Şu aralar bu sözü hatırlamakta yarar görüyorum.Avrupa maçlarına hep farklı gözle bakmış,hep farklı oynamış,bunu alışkanlık haline getirmiş,"o ligin"takımı Galatasaray.Böyle turnuvaları çok oynamış,bir çok Avrupa takımını dize getirmiş,kupalar almış,nice tarihler yazmış bir takım.Takımdan umutsuz değilim.Salı günü haldır haldır hücum yapacağımızı düşünmüyorum.Akıllı,kontrollü bir oyunla Şampiyonlar Ligine galibiyetle başlayacağımıza inanıyorum...

10 Eylül 2014 Çarşamba

                                               TFF TAKIMI

Aziz Yıldırım güdümlü,Yıldırım Demirören'in başkan olduğu,RTE kontrollü bir federasyon;bunun farkında olan ve pastadan pay kapmaya çalışan RTE şakşakçısı anadolu kulüplerinin gölgesi altında,TFF takımı 2016 Avrupa Şampiyonası elemelerindeki ilk maçında İzlanda karşısına çıktı.Teknik direktörü RTE onaylı,futbol danışmanları Acun ne Rıdvan olan bu sıradışı topluluk,memleketin en az 3'te 1'i tarafından kabul görmüyor.Sonra söyleyeceğimi başta söyleyeyim;tavsiyem göğsündeki ay yıldızı çıkarıp TFF logosuyla maçlara çıksınlar.Kendi elleriyle,şikecileri kurtarmak için "taraf olmayanları bertaraf"etmek için uğraşanlar milli takıma neredeyse düşman insanlar yarattı.Milli takımın ırkçılıktan hapis cezası almış kaptanının kolunda "not to racism"yazısıyla çıkması yılın ironisiydi.


   TFF takımı,Menajerlikte 5 golden aşağı attığımda kendimi galip gelmiş hissetmediğim İzlanda karşısında hezimete uğradı.Daha nasıl tarif edilir bilmiyorum.Hafif bile kaldı sanırım tanım.Bu kadar kepaze oyun,bir tane bile gelişemeyen organize ataksız maç tamamlanır mı?tamamlanıyormuş.İzlanda küçümsediğim bir takım değil aslında,yanlış anlaşılmasın.Şu an İskandinav ülkeleri içinde en iyi top oynayan takım.Yukarıdaki sert giriş cümlesini İzlanda'yı küçümsemek için değil,TFF takımını yermek için tercih ettim.Yoksa futbolla azıcık ilgilenen herkes İzlanda'nın son yıllarda büyük çıkış yakaladığını görmüştür zaten.


  Maç 1-0 İzlanda galibiyetiyle devam ediyor ve İzlanda'lı iki futbolcu karşı yarı sahada en az 6-7 tane ard arda pas yapabildiler.Orta saha tercihleri akraba kontenjanından Emre ve formsuz Selçuk;ön liberoda bir Buskest olmaya çalışan Mehmet Topal.Koşmazsan,pres yapmazsan,mücadele etmezsen yenilirsin.Maçı kazanmayı isteyen,bunun mücadelesini veren bütün yeteneksiz İzlanda'lı futbolcuları kutluyorum.Egosu yüksek futbolculara iyi bir ders verdiler.

  Milli takım seviyesinde olan futbolcuların "milli seviyede"oyuncular değil de popiler oyunculardan kurulu olduğunu gördük.İzlanda üst düzey mücadele ederek maçı kazandı.Hem sert,hem hızlı..Orta sahada bize sadece bir pas opsiyonu bırakarak alanları iyi kapattılar.İzlanda bu grupta çok takımı üzecek..TFF takımı ne sert,ne teknik oynayabildi.90 dakika boyunca İzlanda'nın hükmettiği futbolu izledi.Nedeni basit;güçsüzlük,kondisyon ve kordinasyon eksikliği..

  TFF forması giyen futbolcuların hepsi lig bitince serip sabah akşam kız peşinde koşarlarsa,Çesmede Bodrumda orada burada gezip tozarlarsa olacağı bu.İnsanın hele birde profesyonel spor ile uğraşıyorsa öncelikle işine saygısı olacak.Tatilini elbet yapacak ama sabah akşam formda kalmak için ne gerekiyorsa onuda yapmak zorunda.Emin olun futbolcuların 90 dakikalık nefesleri yok.Yabancı sınırı az,ondan bence.Gelecek sene 0+1+2 olmalı.

Son sözde medyaya..Maçtan bir gün önce İzlanda'yı öyle bir küçümsedi ki,sanki amatör küme takımıyla karşılaşıyorlar sandım.Kimsede yazmadı "lan bu takım taş gibi,akıllı olun"diye.Manşetlerde baktığımda "İzlanda bizden korkuyor,yıldızlarımızdan çekiniyor","çok sokmasalar bari diyorlar" minvalinde,böyle orgazm olurcasına yazılar gördüm.Ayıptır kardeşim.İzlanda dediğin takımın hiç mi maçını izlemediniz?


  Son söz.Dünya da adı şike ile,ırkçılık ile,rüşvet skandalları ile anılan,"milli" değil "TFF" takımı zaten bu tür organizasyonları hak etmiyor.. 
   

6 Eylül 2014 Cumartesi

                                                   Hangi  Aziz Yıldırım


1- Diktatör Aziz Yıldırım;
Bir grup Fenerbahçeli taraftar Aziz Yıldırım'ı istifaya çağıran sloganlar atıyor. Bunun üzerine Aziz Yıldırım gruba karşılık veriyor;
"Boşunuza kıçınızı yormayın.Ben ne dersem o olur"

2- Küfürbaz Aziz Yıldırım;
Bir grup basın mensubu hava alanında Fenerbahçe kafilesini görünüyor. Tam o sıralarda görevini yapan basın mensuplarına hitaben; 
"Böyle koşmak size yakışmıyor. Maymun gibi koşturuyorsunuz. Tamam, çektiniz ve bitti. Beni rahat bırakın" 

3- Taraftarına küfür ettiren Aziz Yıldırım;
Fenerbahçe-Galatasaray Bayan Basketbol maçında Aziz Yıldırım taraftarlarına Galatasaray oyuncularını göstererek gerilimin artmasına sebep oluyor. Bunun üzerine taraftarlar aldıkları emirle Galatasaray Kadın Basketbolcularına küfür ediyor.

4- Anons Uzmanı Aziz Yıldırım;
Fenerbahçeli bayan taraftarlar Alex'in gönderilmesini tezahüratlarla eleştirince Aziz Yıldırım mikrofonu eline kaptı ve doğal tezahüratları engelleme girişiminde bulundu. Kendi taraftarına bunu yapan Türk Futboluna neler yapmaz ki?

5-Şike yaptıysam Fenerbahçe İçin Yaptım Diyen Aziz Yıldırım;
"Ben şike yaptıysam Fenerbahçe için yaptım" dedikten sonra Kongreden bu konu için destek isteyeceğim demesi manidar.

6- Asker Kaçağı Aziz Yıldırım;
İçinde bulunduğu çıkmazda kendini cumhuriyetin son kalesi olarak gösterecek kadar ileri giden şahış,yaptıklarıyla ve söyledikleriyle hapse girmemek için kullanmayacağı kişi/kurum/kuruluş/manevi değer olmadığını kanıtlamıştır.Bu sadece bunlardan biri..





7- TFF'ye Alayınızın Cezasını Veririm Diyen Aziz Yıldırım;
Aziz Yıldırım neredeyse her zaman yaptığı işi yani devre arasında soyunma odasına girme geleneğini sürdürdü. Bu geleneğe hakemleri ve TFF'yi katarak şu sözler çıktı ağzından;
 “Ben TFF dinlemem. Alayınızın cezasını ben vereceğim, hakemliğinizi bitireceğim” ;


8- Taraftarının "paralı köpek"olduğunu söyleyen Aziz Yıldırım;
Buna yorum yapmaya bile gerek yok aslında..


Bugün şike hükümlüsü şahsın Melo ile ilgili ırkçı açıklamaları-kendi takımının kaptanı 

ırkçılıktan hapis cezası aldı-ülkemizin yabancı olmadığı bir konu aslında.Türkiye de ırkçılık 

sadece "siyahi"insanlara yapılabilecek bir şey gibi bir anlayış hakim.Bugün Aziz 

Yıldırım'ın "Federasyon başkanının elini sıkmıyor.Melo'nun bu tavrı Türkiye Cumhuriyeti'ne 

hakarettir.Muz göstermeye ırkçılık diyoruz. Bu adam Türk insanına karşı her türlü ırkçılığı 

yapıyor kimse sesini çıkarmıyor."bu açıklamaları aklıma bir soruyu getirdi; Hani bu muz 

salla(ma)yan arkadaşların midesi rahatsızdı?Hani muzları futbolculara sallamamışlardı?

Kendi ağzıyla yaptığı şeyleri istemeden itiraf etmesi ilahi adalet mi acaba?Açıklamanın ikinci 

satırında Türkiye Cumhuriyeti'ne hakaretten söz etmiş birde.Devlet,bu topraklarda her 

zaman üstün görüldü;"devlet için vatandaş"anlayışı yüzyıllardır hüküm sürüyor.Devlet ile 

ilişkisi bulunan herhangi bir makama çivici katilde koysan ona saygı bekliyorlar.Babasının 

parasından başka kayda değer bir başarısı olmayan,Beşiktaş kulübünü batıran,döneminde 

şike olaylarına adını karıştıran,TFF'ye şikeyi aklasın diye "atanan"bir şahsa,sırf devlet ile 

illegal bağları olduğu için saygı mı göstermesi gerekiyor insanların?Bunun mantıkla izah edilir 

bir yanı yok!Devlet kendi işine geldiği gibi adamlarını kurumların her kademesine 

yerleştirirken,hükümlü bir adamı bin bir türlü oyun ile hukuku hiçe sayarak dışarıda tutarken 

ve hala yaptıklarına arka çıkarken/seyirci kalırken zaten saygınlığını yitirmiyor mu?

4 Eylül 2014 Perşembe

                                                                     NE YAPMALI?



Öncelikle Galatasaray'ı çevreleyen,sıkıştıran ve biat ettirmeye çalışanlar az-buz değiller.TFFsi,siyaseti,Fenerbahçesi ve siyasetin ağzından çıkacak tek sözü emir telakki eden anadolu kulüpleri.Yazının bundan sonraki bölümünde "şike lobisi" olarak adlandıracağım adı geçen kurumların tek amacı var;"Galatasaray durdurulmalı"
   3 Temmuz 2011..Liglerin bitişinin ardından transfer heyecanı yaşanacak derken 3 Temmuz 2011 sabahı başta Aziz Yıldırım olmak üzere birçok kulüp yöneticisi ve futbolcu şike soruşturması nedeniyle gözaltına alındı.3 Temmuz,sporda temizliğin miladı olacak derken zaman içinde bu pisliği koruyan,devletin takımı haline dönüştüren bir hale geldi.5 Temmuz gün Ünal Aysal, yazılı bir açıklama ile “Fenerbahçe Kulübü’nün hassasiyetini göz önünde tutarak Galatasaray TV başta olmak üzere Kulübümüzün tüm mecralarında konu ile ilgili program ve yayın yapılmaması kararını almış bulunuyoruz. Aynı hassasiyetin tüm Galatasaray camiası tarafından da gösterileceğine eminim” dedi.Galatasaray yönetimi sahada mücadeleyi seçti;getirilen play-off sistemine,atanan Yıldırım Demirören'e,yapılan haksızlıklara sahada cevap verdi.2 sezon şampiyonluktan sonra sistem Fenerbahçe'yi şampiyon yaparak kamuoyu nezdinde aklama yolunu seçti ve bunun için çalıştı.O dönemde köşe yazılarını ve sosyal medya tartışmalarını hatırlayın.Galatasaray 12 Temmuzda yaptığı açıklamadan sonra şike içine hiç bulaşmadı.Hatta bazı yöneticiler,"rakibimizdir,vurmayalım.Sonra yüz yüze bakarız" diyerek mücadele yolunu baştan kapattılar.Zaten işler iyi gidiyordu,şampiyonluk,Şampiyonlar Liginde alınan başarılar derken Galatasaray 8.bitirdiği sezonun izlerini çoktan kapatmıştı.Ta ki yılan büyüyüp büyüyüp kendini ısırana kadar....Şimdi Galatasaray ne yapmalı?
1-Birinci hedefi artık şampiyonluk,4. yıldız,şampiyonlar ligi,sponsorluk falan olmamalı. Birinci hedefi,Türk futbolunun itibarını 5 paralık eden mafyatik oluşumun kurumsal izdüşümü olan TFF'nin ismini anmayacağım Başkanı ve Yönetim Kurulu'nu bulunduğu koltuktan def etmektir.Bunu bir maçlık cezadan dolayı söylemiyorum,ceza alınır,her bokun cezası çekilir ama bu kadar art niyetli bir kurumun,kulüplere hangi ayak üstünde duracaklarını unutturacak kadar yönetmelik değistirmesine ve ne oluyorsa sürekli aynı kulübün aleyhine yorumlamasına artık birinin dur demesi lazım.
Tarihte örneği var mı bilmiyorum ama bu kurumun hukuk müşavirliği PFDK'nın verdiği cezayı az bulup Tahkime itirazda bulundu.
Hangi kurumun hukuk müşavirliği?
a-58.madde için gerekli gerekli genel kurul çoğunluğu sağlanmamasına rağmen yönetim kurulu kararı ile talimat değiştiren federasyonun
b-Devamlılık ilkesini çöpe atıp,etik raporunu çöpe atan ve tekrar yazdıran federasyonun
c-Bilmem kaç maç ceza verdiği kulübü seyircisiz oynatmamak için saha kapatma cezasını kadınlara ve çocuklara açık maç olarak değiştiren federasyonun
d-Kural oyun başladıktan sonra değişmez deyip sezon ortasında aniden kötü tezahürat ceza şartlarını değiştiren federasyonun
e-Bu gelişme üzerine eşitlik ilkesinin arkasına saklanıp,o zamana kadar alınan cezaları sıfırlayan ve böylece ilk yarı boyunca ceza almayan takımları ceza alanlarla aynı kefeye koyan ve daha zor şartlarda ceza sınırını doldurup ceza almalarını sağlayan federasyonun
f-Sezon başında yine sarkan cezası olan takımları korumak için saha kapama cezasını tribün kapatmaya çeviren ancak bugün Galatasaray'a verdiği ceza ile kendisi ile çelişecek kadar saçma kararlar alan federasyonun..
TFF Süper Kupa Statüsü Madde 14 der ki; "Müsabaka güvenlik organizasyonunu TFF yapar.
2-Bence en önemli madde.Galatasaray içindeki şike lobisi destekçilerini,bunlara çanak tutanları,Galatasaray'ın her hamlesine bir kulp takanları kulüpten def etmelidir.
3-İç hukuk yolları bir fayda sağlamaz.Hukukta,maddiyatta,tüm devlet kurumları da atanmış TFF'nin elinde.Galatasaray eğer savaşmaktan yana kararlı ise,bunu dış dünyaya,UEFA ve FİFA'ya,
gazetecilere,hukukçulara doğru şekilde anlatmalıdır.Siyasetin TFF'yi nasıl avucunun içine aldığını örnek olaylarla ortaya koymalıdır.
4-Akıllıca bir eylem planı ortaya koymalı,buna camiasını ikna etmeli,taraftarına düşmaları göstermeli ve destek istemelidir.Milli takımlara oyuncu göndermemek,Türkiye de ki bütün spor branşlarının federasyonlarından temsilcilerini çekmek dahil belli radikal kararlar alınmalıdır.
5-Galatasaray,Trabzonspor ve temiz futbol isteyenler artık ortak hareket etmeli.Bunun için acil toplanıp bir yol haritası belirlenmeli.
Galatasaray bu şer düzenini yıkacak yegane güç.Boş destek ve birlik söylemlerinin altı doldurulmalı.Savaşlara nasıl komutansız,stratejisiz girilmez ise bu olayda da başta Ünal Aysal ve Yönetim Kurulu olmak üzere bütün Galatasaray camiası,oluşturulacak bir ortak akıl ile hareket ettiği takdirde elbet kazanacaktır.Yeter ki mücadelede kararlı olunsun.Bu mücadele şampiyonlukta da,4.yıldızdan da önemli.Bunlarla aktif mücadele etmediğimiz her gün,daha da arsızlaşarak,daha da ölçüsüzleşerek,daha da yüzsüzleşerek saldırmaya devam edecekler.Kazanmak için her yolu mubah görenlere karşı hele siyasi destekleri de varsa hukuk çerçevesinde savaşamazsın.Galatasaray gitmesin diye bir gecede SPK yasası aleyhinde değişti,unutmayın..
Galatasaray'ın bu mücadeleyi kazanacak gücü var ama ne zaman başlayacağız?

1 Eylül 2014 Pazartesi

                                                         4.Yıldıza Doğru
                                                 1.Adım Bursa Deplasmanı

Ligin ilk haftasındaki maçlar her zaman zordur.Hele hele geçen hafta 25 yıldır finallerde kaybetmediğiniz ezeli rakibinize,pozisyona bile girmeden kaybettiyseniz 4 kat zorlaşır..Birde üstüne 6 yıldır kazanamadığınız Bursa maçı ve Melo olayı yüzünden bazı futbolculara gösterilen-bence haklı-tepkide eklenince daha da zorlaştı.Ancak Galatasaray akıllı bir oyunla bunun üstesinden gelmeyi başardı.Nasıl mı?
     Prandelli..İlk geldiği günden beri herkesin saygısını kazanmış bir hoca.Sempatik tavırları ile taraftarın ve medyanın desteğini eline almış durumda.Hazırlık kampında sürekli 4-2-3-1 taktiği üzerinde ısrar etti.Zayıf takımlarla oynanan hazırlık maçları ve Atletico Madrid ile Soma yararına oynanan maçtaki futbol bu taktiğin takım üzerideki zaaflarını ne yazık ki gizledi.Galatasaray orta sahası Melo ve Selçuk'un oyun yapıları ile,Bruma ve Olcan'ın defansif zaafları ile,savunması zayıf beklerle birde üstüne Sneijder ve Burak'ı kaldıracak güçte değildi.Nitekim Fenerbahçe maçı bunu hepimize gösterdi.Prandelli bu yanlıştan Bursa maçında,Mancini'nin geçen sene derine adam koyarak-Yekta ve Ceyhun- uygulamaya çalıştığı 4-3-3 sistemini biraz değiştirerek oyuna başladı.Derinde Yekta,Önlerinde Melo ve Selçuk,Solda Sneijder İleride Burak ve serbest oyuncu Bruma..Teknik ekip rakibi iyi analiz etmiş.Bursa defansını öne çıkararak,maçı 30 metrede oynamak üzerine sahaya yayıldı.Galatasaray da savunma güvenliğini ön planda tutup hızlı hücum-uzun top kombinasyonu ile gol bulmaya çalıştı ve bu oyun sistemi savunma arkasına koşu yapabilen Burak gibi bir forvet için biçilmiş kaftan.Sonuçta 1 gol ve kaçan pozisyonlar Burak'ın işini yaptığının göstergesi.Yalnız hep söylüyorum,Burak böyle maçlarda iş yapsa da onu kapanan takımlara karşı tek forvet olarak sahaya sürmek ona da ayıp.Buna uygun özellikleri olmamasına rağmen oyun sitilini baştan aşağıya değiştirmesine neden oluyor.Sonuç olarak bu zorlu deplasmandan doğru oyun ile galip gelerek ayrılan Galatasaray,yeni transferlerinde takıma pozitif katkısı ve rekabeti arttırması ile daha iyi olacağa benziyor..